reklam
reklam

Türkiye’nin Balkanlardaki son durumu, Kosova ve Arnavutlar » Balkan Günlüğü GazetesiBalkan Günlüğü Gazetesi

(AA) Rifat SAİT

24. Dönem AK Parti İzmir Milletvekili Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı Balkan Günlüğü Gazetesi İmtiyaz Sahibi

(AA) Rifat SAİT

Türkiye’nin Balkanlardaki son durumu, Kosova ve Arnavutlar

Türkiye’nin Balkanlardaki son durumu, Kosova ve Arnavutlar


Son Güncelleme :

26 Eylül 2020 - 12:20

144 okuma


 

Diriler koşmadı imdadına, sen bari yetiş…
Arnavutluk yanıyor… Hem bu sefer pek müthiş!
Nerde olsam çıkıyor karşıma bir kanlı ova…
Sen misin, yoksa hayâlin mi? Vefasız Kosova!
Fuhşu i´lâya koşan bir sürü nâ-merd öteden,
Ne selâmlık ne harem dinlemeyip çiğnerken!

Hani, ey kavm-i esâret-zede, muhtâriyyet?
Korkarım, ,şimdi nasîbin mütemâdî haybet!
Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan!
Sana az geldi ezanlar, diye ötsün mü bu çan?
Bunu benden duyunuz, ben ki, evet, Arnavudum…
Başka bir şey diyemem… İşte perişan yurdum!..

Mehmet Akif Ersoy

Kendisi bir Arnavut olan istiklal şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yıllar önce yazdığı Kosova şirinden birkaç alıntı yaparak başlamak istedim.

Arnavutlar ve Boşnaklar, Türkiye’nin Balkanlardaki stratejik ortaklarıdır. Kim derse desin, kim nasıl eleştirirse eleştirsin, farklı düşünenler büyük bir hata ve gaflet içindedirler. Bizi onlardan, onları bizden ayıranlar, Balkanları parçalayıp bizden koparmak istiyorlar. Bugün gelinen noktada onlar belki bir veya iki farkla önde olabilir. Ancak maç daha bitmedi.

Belki birçoğunuz fark etmemiş olabilir, Balkan Günlüğü gazetemizin logosunun altında anahtar sözcükler vardır:
“600 Yıllık tarihin aziz hatırasına”

İşte bu aziz hatıra, Osmanlıya ve onun yakın yoldaşı, askeri, veziri, akrabası, tebaası, kardeşi olan Arnavut ve Boşnak kardeşlerimize ithaf edilmiştir.

Ortak tarihi ve kültürü, pek çok yerde inanç ve akrabalık bağlarımız olan Balkanlar, bizim Avrupa’ya açılan komşu kapımızdır. (Balkanlarda kapicik ifadesi de kullanılır)
Balkanlar, Türkiye için son derece stratejik öneme sahiptir. Oldukça uzun bir süre, dilekolay 600 yıl birlikte yaşadığınız, kimi zaman aynı dili konuştuğunuz (Balkanlarda en az 5 milyon Türkçe bilen insan vardır) aynı kıbleye secde ettiğiniz, kız alıp verdiğiniz, kanımızı akıttığımız, şehitler verdiğimiz, bir Balkan coğrafyası var.
Hangi siyasi görüş gelirse gelsin Türkiye için vazgeçilmez bir sevdadır Balkanlar. Zira Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Gazi Mustafa Kemal’in, İstiklal marşımızın yazarı Mehmet Akif Ersoy’un, Osmanlıda hizmet vermiş 80 kadar sadrazamın topraklarıdır Balkanlar. Günümüzden örnek vereceksek, Türkiye’yi son 19 yıldır yöneten siyasi kurum olan AK Parti’nin kurulduğu yerdir Balkanlar. (Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Kırklareli cezaevinden çıktıktan hemen sonra Makedonya’ya girmiş ve AK Partinin temelleri orada atılmıştır.)

Türkiye, bünyesindeki Dışişleri Bakanlığı, TİKA, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif Vakfı, Yurtdışı Türkler Akraba Toplulukları, TRT, Diyanet, Ekonomi müşavirlikleri, Milli Eğitim müşavirlikleri, Türk Silahlı kuvvetleri, Anadolu Ajansı gibi kurumlarla, özelde ise Bankacılık, ulaştırma, enerji, müteahhitlik hizmetleri veren şirketleri ile son dönemde önceki dönemlere kıyasla açık pozitif farkla Balkanlara önemli hizmetler vermiştir. Bunu kimse inkâr edemez. Başta TİKA’nın yaptığı hizmetler hatırı sayılır boyutta olmuştur. Sadece Balkanlar mı, son dönemde Afrika’ya da açılım gösterip, birçok yeni Afrika ülkesinde Büyükelçilikler açtık. Son dönemde Dünyada en çok Büyükelçiliği olan ilk sekiz ülke içinde olduk. Şimdi bütün bunları okuyan muhalif siyasi görüşlü arkadaşlarımız beni eleştirmek isteyebilirler. Hayır, eleştirmesinler, bütün bu yazdıklarımız kesinlikle doğrudur. Ancak yazımızın devamında yapıcı öz eleştiri yapmazsak haksızlık yapmış oluruz.

Kuzey Makedonya’yı da ilk tanıyan ülkelerden biri Türkiye’dir, Kosova’yı da ilk tanıyan ülkelerden biri Türkiye’dir. Orada olduğum ve canlı izlediğim, Sayın Cumhurbaşkanımızın 2012 yılında Birleşmiş Milletler ’de yaptığı konuşmada, dünya devletlerinden Kosova’yı tanımalarını bizzat istemişti. Başka hangi ülke bunu yapmıştır? Yine bizzat bulunduğum ve canlı izlediğim Kosova Prizren mitinginde, Sayın Cumhurbaşkanımız, “Türkiye Kosova’dır, Kosova Türkiye’dir “ diyerek bölgeye sahip çıkmıştır. Askeri, kültürel, sağlık konularında Balkanlara en büyük desteği veren ülke yine Türkiye’dir. En son, pandemi nedeniyle aynı anda beş Balkan ülkesine acil sağlık yardımını yaptığımızda minnettar olmuşlardı. Özellikle Kosova, son dönemde artan salgın nedeniyle tekrar acil yardım talebinde bulundu.

TİKA, Balkanlarda tarihi eserleri, hastaneleri, kamu alanların onarıyor, teknik ve lojistik destek veriyor. Yunus emre Enstitüsü kurslar açıyor, Maarif vakfı okullar açıyor. YTB, bursla veriyor. Kosova’da ve Makedonya’da havalimanlarını Türkiye kurup işletiyor.

Peki, ama Türkiye madem bu kadar güçlü ve etkin, o halde Balkanlarda neden bazı şeyler istediğimiz gibi gitmiyor? Hain terör örgütü Feto’nun en güçlü olduğu yerler (Arnavutluk, Kosova, Makedonya) Balkanlar değil mi?
Bu terör örgütü Feto, dünyada herkes için en saygın yer kabul edilen Milletin temsil edildiği meclisi bombaladı, 250 sivil vatandaşımızı şehit etti, ülkemizin millet tarafından seçilmiş yönetimini ve sistemini değiştirmeye çalıştı. Bu durum Balkan ülkelerinde bilinmiyor mu? Gayet iyi biliniyor. Ama Arnavutluk’ta, Kosova’da ve Makedonya’da Feto okulları hala açık. Fetocular buralarda elini kolun sallayarak geziyorlar.
Münferit birer olay olsa da Kosova’da Türk bayrakları yakıldı. Karadağ’da camilere saldırıldı.

Diğer yandan Kosova’yı da iyi tanımak gerek. Nüfusunun %98’i Müslüman olabilir ancak bakış açıları farklılık arz edebilir.
Kosovalılar, ABD’yi kendilerini Sırpların zulmünden kurtaran birer kahraman gibi görüyorlar. ABD’yi öyle seviyorlar ki resmi daireler de bile Kosova bayrağının yanında bir ABD bayrağı bulunuyor. En önemli bulvarlarına Bill Clinton ismini vermişler.

Diğer yandan birçok resmi alanda kendileri Hristiyan olan Arnavut kökenli Teresa Anne (Nona Teresa) resimleri var.

Kosova’daki eczaneler ’de Türkiye’deki gibi Hilal değil maalesef Haç işareti var.

Kosova’da nüfusunun %98’i Müslüman olmasına ve sayıları 5-10 Bini geçmeyen Hristiyan nüfusa rağmen başkent Priştine ’nin göbeğinde dev bir katedral yapıldı. Pazar günü kaç kişi ayine gidiyor merak ediyorum. Ancak bu katedralin karşısına yapılmak istenen Cami’ye Belediye tarafından bir türlü izin verilmiyor.

Hayır bunlara değil biz önce kendimize kızmamız gerekiyor. Türkiye, TİKA’sı, Yunus Emre Enstitüsü, Maarif vakfı, TRT’si, Anadolu ajansı, Diyaneti, Dışişleri, Yurtdışı Türkler Başkanlığı, STK’ları, özel sektör yatırımcıları top yekûn Kosova’da, Makedonya’da, Arnavutluk’ta, Balkanlarda… Bir eksik mi var? Birçok kişiye ve İlgililere bu soruyu sorduk, evet bir takım eksikler var diyorlar.
Kimisi bütçe, kimisi liyakat, kimisi dava eksikliği, kimisi bilgi eksikliği, kimisi zamanlama, kimisi koordinasyon eksikliği diyor. Herkesin bir nedeni ve bahanesi varmış.

Buradan bazı taraflara seslenmek istiyorum. Rumeli’yi reddetmek ve Osmanlıya düşmanlık yapmak ne Kosova’nın ne de Arnavutların yararınadır. Ortak düşmanlarımızı dost edinerek, din ve kan kardeşlerimizi karşımıza almayalım.

Arnavutlarla Türkler arasında nifak tohumları ekmek isteyen bazı tehlikeli ajanlar var. Samimi Arnavut kardeşlerimize şu tarihi anekdotu anlatmak istiyorum.
1910’da Arnavutluk ‘ta çıkan ayaklanmayı bastırmakla görevlendirilen Kosova Kolordusunun kurmay başkanı ve 1912’de Kosova Kuvay-ı Umumiye Kurmay Başkanlığı yapan Mareşal Fevzi Çakmak, Osmanlıya baş kaldıran Arnavutlara şöyle seslenir:
“ Siz kara bir kömür idiniz, Osmanlı ile ateş aldınız ve böylece, ısı verdiniz, ışık oldunuz. Şimdi Osmanlıyı bırakırsanız tekrar kömür haline dönersiniz.” Nitekim Arnavutlar, Osmanlı döneminde en önemli yerlere geldiler, tabiri caizse ısı verdiler, ışık saçtılar.
Unutmama k ve tarihten ders almak gerekiyor. 93 Harbiyle Rusya karşısında Osmanlı’nın uğradığı ağır mağlubiyetler bir kısım Arnavutlar arasında “Arnavutların hali ne olacak?” endişesi yaratmıştı. Arnavut milliyetçiliği başlangıçta Osmanlı idaresine karşı değildi. Ancak Osmanlı’nın Balkanlardaki günlerinin sayılı olduğu algısı güçlenince Arnavut milliyetçiliğinin etkinliği arttı. Yarın da benzer şeyleri yaşamayalım.

1911 yılarıydı. Balkan Hristiyan devletlerin baskıcı zulüm rejimleri Arnavut zihninde aldatılmış oldukları kanaatini pekiştirdi. Osmanlı padişahı Sultan Reşat’ın Müslümanları cihad-ı ekbere çağrısı tam da bu döneme denk geldi. Yaygın olarak bilinenin aksine bu davet Rumeli’de sıcak bir ilgiyle karşılık buldu. Ezici çoğunluğu Arnavutlardan olmak üzere 50 bin ’in üzerinde gönüllü Osmanlı ordusu saflarında yer aldılar. Müslüman gönüllüler Makedonya, Romanya ve Galiçya cepheleriyle daha büyük sayıda İstanbul üzerinden sevk edilerek Irak, Filistin ve Kafkas cephelerinde harp ettiler. Bu gönüllülerin paralı askerler olmadığı, muntazam iaşe ve teçhiz dahi edilemeyen kendileri için bir talebi olmayan fedakâr kitleler olduğu açıktı. Görülüyor ki bugün Filistin’e tepki veren Arnavutların dedeleri Filistin’de savaşmış, şehit olmuşlar.

Kosovalılar, Türkiye’yi ve Türkleri seveler. Kosova2da yapılan bir ankette, ikinci bir vatan olarak hangi ülkede yaşamak istedikleri sorusuna % 47,1 oranıyla Türkiye cevabını vermişlerdir.

Türkiye’nin Balkan politikası sorgulandığında fikriniz ne olur acaba? Bu soruya nasıl cevap verirdiniz?

Balkanlar için şunları yapmak lazım değimiz öneriler acaba bunlar mıdır?
Balkanlarda doğru siyasetçiler seçilmesi, Milliyetçilik hastalığının hangi milletten olursa olsun terk edilmesi, Tarihten ders alınması, Balkanlarda Arnavutların ve Boşnakların stratejik ortak olarak kullanılması, Balkanlarda kullanılan Türkçenin bir avantaj olarak değerlendirilmesi, Ortak İslami değerlerin ve Ortak akrabalıkların kullanılması, Türkiye’deki Arnavut ve Boşnak kökenli kişilerin değerlendirilmesi, TRT Balkan TV’nin bir an önce açılması, Türkiye’nin Balkanlardaki kamu diplomasisinin doğru ve liyakatli insanlarca yerine getirilmesi, Türkiye’de doğru insanlarla Balkan strateji enstitüleri ve Düşünce kuruluşları oluşturulması, Balkan Dilleri için kurslar açılması ve teşvik edilmesi, Balkan-Rumeli STK’ları ile istişareler yapılması…

Hepsinin başında insan faktörü en önemlisidir. Balkanlara görevli giden herkesin, maaşım ne kadar, arabam olacak mı soruları yerine elimdeki imkânla nasıl yardımcı olurumu sorması, hizmet şuuruyla orada bulunması, bir davasının olması, Balkanları çok iyi tanıması, liyakatli olması, bulunduğu Balkan ülkesinin dilini bilmesi, Balkanların sosyal yapısını tanıması gerekiyor. Sadece Türkiye’den oralara giden görevliler değil, orada seçilen siyasetçiler de çok önemli. Doğru insan, doğru çözümdür.

Yoksa korkarım Balkanlar’dan çok daha üzücü haberler alacağız.

Geçen bir arkadaş söyledi de inanmak istemedim. Bugün Kudüs olayına kızıyoruz ama bir süre sonra önce Arnavutluk daha sonra da Kosova, sözde Ermeni tasarısını tanıyabilir, hazırlıklı olun, dedi. Bu da olur mu? Kim bilir, olur mu olur? Gerekenler acilen yapılmaz ise bu kardeş dediğimiz ülkeler inşallah can düşmanı olmasınlar. Arnavutluk ve Kosova alarm veriyor, aman dikkat. Daha şimdiden Türk bayraklarının yakılması, camilere saldırılması hayra alamet değil. Provokasyonlar giderek artıyor. Balkan insanı inatçı, milliyetçi ani tepki veren insanlardan oluşuyor. Ani dolduruşlar cahillikle birleşirse çok çirkin olaylar yaşanır maazallah. Allah korusun.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Kadriyw M. Ürkmez 26/09/2020 / 13:12 Cevapla

kalemine sağlık açık ve net bir yazı
umarım yetkililer gelecekde olası durumları hesaplayarak bir strateji geliştirirler
Kanımca sırf bu konu üzerine bir gurub yetkili akil insanlar görevlendirilmeli ve geleceğe yömelik hazırlıklar plan ve programlar geliştirilmeli
stratejik uzman görüşlü analizi güçlü kişiler bu gurubda görev alıp yapılması gerekli programları hayata geçirmeli

Ufuk çobanoğlu 26/09/2020 / 22:53 Cevapla

Bir Makedonya göçmeni ve balkanlara sık sık seyahat eden birisi olarak söylüyorum üstadım tesbitleriniz aynen katılıyorum.son bölümde belirttiğiniz tehlikeli gidişin durdurulması için herkes gayret göstermeli.çalışmalarınız ve bizleri aydınlattığınız için teşekkür ediyorum.saygı ve hürmetlerimle

reklam

E-Gazete