Türkiye AB'nin Neresinde? AB’den Vazgeçebilir Mi? - Balkan Günlüğü GazetesiBalkan Günlüğü Gazetesi

Türkiye AB’nin Neresinde? AB’den Vazgeçebilir mi?

Eylül 1945’de Avrupa’da 2. Dünya Savaşı bittiğinde Avrupa’nın tüm üyeleri ve en önemlileri neredeyse kül haline gelmişti.  Bu noktada işte küllerinden yeniden bir Avrupa’yı oluşturmak için 6 yıllık savaştan sonra 1945’te, Avrupa’nın o çağdaki liderleri bir araya gelerek Avrupa’da barışın, sükûnetin, huzurun ve refahın sağlanması için bir araya gelmeyi planlamışlardır.

Son Güncelleme :

20 Şubat 2021 - 16:45

761 okuma


Bu biraraya gelmek nasıl mümkün olabilirdi? Fransa ve Batı Almanya arasında nasıl barış sağlanabilirdi? Dönemin en önemli Fransız Diplomatlarından ve yine o dönemin Fransız Dışişleri bakanı Robert Schuman şuan da günümüzde Schuman planı olarak bilinen bir planı ortaya atmıştır.

 

Bu plan Ekonomik bir entegrasyon ve ticari bir kalkınmayı hedefliyordu. Schuman planı 1950’de ilan edildiğinde bugünkü AB’nin ilk kurulma ve temeli olarak gördüğümüz Avrupa Kömür Çelik Topluluğu kurulmuştur. Robert Schuman’ın da ön gördüğü gibi Avrupa, çoğu kurum ve kuruluşunu 1945-1950 yılları arasında ortaya çıkarmıştır. Bugünkü AB’yi sadece salt bir Ekonomik entegrasyon projesi olarak görmek doğru değildir.

 

Bugünkü AB bir siyasal ve ekonomik entegrasyon olmanın dışında sadece Avrupa’ya değil, dünya barışını da sürdürdüğü görülmüştür. Dolayısıyla, AB bugün bir insanlık projesi olarak görülmektedir.

 

Peki, Türkiye, AB projesinin neresinde? Ülkemizde ve Dünya’da özellikle Avrupa parlamentolarında çok sıkça tartışılan bir konu Türkiye Avrupa’nın neresinde? Türkiye’nin bugün sadece % 3,5 kısmı Avrupa kıtasında bulunmaktadır.

 

AB 1951’de kurulmuştur. 1957’de Avrupa Ekonomi Topluluğu, 1967’de Avrupa Topluluğu ve 1992’de Maastricht anlaşması ile Avrupa Birliği adını almıştır. İşte tam da tüm bu kurumların öncesinde 6 yıllık 2. Dünya Savaşı sonrasında yok olmuş Londra, Berlin, Varşova, Roma gibi şehirlere Türkler, 1945-50 yılları arasında Avrupa’nın yeniden inşaa edilebilmesi ve yeniden barış ve huzurun getirilebilmesi için kimi zaman İngiltere’den daha çok gayret sarf etmiştir. Türklerin katkıları azımsanamayacak kadar çoktur. 1951’deki Avrupa Kömür Çelik Topluluğu kurulmadan 3 yıl önce Avrupa Konseyi adında önemli bir kurum kurulmuştur. 1948-1949 evresinde kurulan Avrupa Konseyi’nin kurucu ülkelerinden biri Türkiye’dir. Daha Avrupa’nın temeli olan Avrupa Kömür Çelik Topluluğu kurulmadan 3 yıl öncesinde 1948’de Türkiye Avrupa Konseyi’ni kuran 11 Ülkeden biridir. Hatta bu 11 ülke içerisindeki tek Müslüman ülkedir. Tarihe baktığımızda, Avrupa’nın kurum ve kuruluşlarının oluşturulduğu dönemlerde Türkiye Avrupa’nın kritik noktasındadır. 1948’de bugünkü Avrupa’ya demokrasi, hukuk, insan hakları gibi kavramları hediye eden ve günümüzde hala etkin bir Uluslararası Örgüt olarak aktif olan Avrupa Konseyi’nin kurucu 11 ülkeleri arasındadır.

 

Peki, Türkiye için AB vazgeçilmez midir? Uluslararası Sistem içerisinde elbette hiç bir ülke için bir şey bir ülke ya da bir lider vazgeçilmez değildir. Türkiye, çok çeşitli bir ülkedir. Jeopolitik ve Jeo-stratejik açıdan çok zengin bir ülkedir.  Bu durum Dış politikada çok geniş bir manevra kabiliyeti vermektedir. BM’nin olduğu gibi Avrupa Konseyi’nin de kurucu ülkeleri arasındayız. Geçmişte sadece karşılıklı bağımlılık ilişkilerimiz varken şuan da günümüzde bu olay karmaşık karşılıklı bağımlılığa dönüşmüştür. Türkiye’nin bugün AB’den vazgeçmesi reel olarak doğru olmayacaktır. Çünkü Türkiye bugün ekonomide ihracatının %58’ini Avrupa ülkelerine yapmaktadır. Türkiye aynı zamanda Avrupa hukukuna uyan ve onlarca belgeye imza atmış olan bir ülkedir. Dolayısıyla tüm bu bağımlılık ve ilişkiler göz önüne alındığında Türkiye’nin kısa vadede AB’den vazgeçmesi mümkün değildir. Aynı şekilde sürekli olarak Avrupa’nın da dile getirdiği gibi AB de Türkiye’den vazgeçebilecek durumda değildir.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.