Değerli Hemşehrimiz Mustafa Kemal Atatürk

Dünya tarihinde asrın lideri kimdir diye sorduğumuzda, kuşkusuz ilk aklımıza gelen isim hemşehrimiz Mustafa Kemal olur. Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında bulunan evlad-ı fatihan olan bizlerin arasında, yine bizden olan ve kendisi de evlad-ı fatihandan olan Atatürk en sevilen kişi olarak sayılır. Bu topraklardan olması hasebiyle, kanaatimce kendisini en iyi anlayan da bu toprakların insanlarıdır. Onu anlamak isteyenler, Rumeliye gelmek zorundalar hatta. Onun kokladığı havayı teneffüs ederek, dinlediği müziği işiterek, konuştuğu Rumeli şivesini kullanan insanlar ile iki üç kelime konuşarak Atatürk’e hiç bu kadar yakın olmadıklarını anlayacaklardır.

 

Biz Rumeliler, birer evlad-ı fatihan olarak, onun nasıl bir insan olduğunu yüreklerimizdeki kimliğimizden anlıyoruz. O en başta bir Rumeli insanıydı, sonra da büyük komutan, vatanını, dilini, dinini ve de milletini seven bir liderdi. Türkiye Cumhuriyeti devletinin dışında olan bizler, ona karşı hep bu duyguları besliyor ve içimizde kendisine karşı duyduğumuz saygı ve sevgimizin hiçbir zaman eksik olmadığını görüyoruz. Çünkü o bizden biriydi. Daha doğrusu o bizim duygularımızı, neşemizi ve içtenliğimizi temsil ediyordu. Ayrı kalışımızı da her zaman dile getiriyordu. Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşundan sonra bile hayatta olduğu sürece her fırsatta devletin kapılarını Rumeli insanına açık tutmuş, hatta buralardan oraya gidenlere hem maddi hem de manevi desteğini hiçbir zaman esirgememiştir. Yanındaki yaverlerinden kapısındaki bekçilerine kadar herkesin Rumeli’den olmasını hep tercih konusu ettiğini biliyoruz. Bunun da en büyük nedeni yanındakiler ile bizim lehçeyle üç-beş laf konuşabilmekmiş. Bazen de buralara o kadar hasretlenirmiş ki, hemen bir Rumeli şarkısı ile özlemini gidermeye çalışırmış. Bilhassa “Alişimin kaşları kare” ve “Vardar Ovası”’nı çok sevdiğini biliyoruz. Haksızlığa hiç tahammül edemez, bizler gibi hemen karşı gelir, herkese adaletli davranmaya dikkat edermiş.

 

O çok yalnızmış; yanındakiler bugünlerde olduğu gibi yanlış anlamışlar pek çok kez. Herkes kendine göre yorumluyormuş; nitekim o zaman yaptıklarını bugünlerde bazıları hala yapmaya devam ediyor. Örnek olarak meclis kurulunca demokrasi ile seçilecek milletvekilleri için mecliste konuşmalar yapılır ve milletvekili olmak için o dönemde Misaki Milli sınırları içinde doğmuş olmak şartı getirilmek istenir. Oysa bu Atatürke karşı bir komplodur amaç onun doğum yeri olan Selanik o günlerde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde olmadığı için Atatürkü milletvekili seçtirmemektir. Atatürk ise Balkanların tamamen Osmanlı ve Türk olduğunu o toprakların Fatih Sultan Mehmet’ten  itibaren Türklük merkezi sayıldığını ve gelecekte de öyle kalacağını söyler. Daha sonra bu komplocu kişilerin planları da bozulur ve Mustafa Kemal Paşa Selanik doğumlu olmasına rağmen meclise milletvekili olarak girer ve sonraları devlet başkanı olarak görevine devam eder.

 

Bizleri anlamayan onu da anlayamazdı o zaman. Daha önce birçok kez ifade ettiğim gibi, Rumeli insanı yapı itibariyle dürüsttür, çalışkandır, samimi dindardır, istismar gördüğünde dayanamaz başkaldırır. Çağdaştır, yenilikçidir, yeniliğe açıktır, hayatını zamanın şartlarına ve ihtiyaçlarına göre uyarlar. Osmanlıya da baktğımızda bütün yeniliklerin arkasında mutlaka bir Rumeli insanını görüyoruz ki bugünkü Türkiye’de aynı özellik devam ediyor. Atatürk’ün yapısında da bütün bu nitelikleri görürsünüz. O bizden biriydi ve onu anlamayanların bizleri de anlamadıkları görülüyor.

 

Atatürk Türkiye’de hala tartışılıyor. Onu herkes kendine göre yorumluyor. Fakat Atatürk’ün gerçekten tanımak isteyenler, Türkiye dışında ister bizlerde, isterse bütün dünyada braktığı etkiye bakmaları gerek. Atatürk sömürüye karşı mücadele veren bütün kurtuluş savaşlarında örnek gösterilen bir lider; büyük bir vatansever; milletini çağdaşlığa doğru yönlendiren bir yönetici. Onun hakkındaki bu saydığımız görüşler sadece Müslüman ülkelerinde değil, Batı dünyasında da hakimdi. Birçok Batı ülkesinde kadınların seçme ve seçilme hakkının bulunmadığı bir dönemde, Atatürk bu hakkı kadınlara kazandıran ilk lider vasfını taşır. Din ve ırk bakımından ayırımcılığa son veren de odur yine. ‘Yurtta sulh cihanda sulh’ sözleri birçok yabancı devlet adamının ağzında sürekli telaffuz edilen kelimeler. Dolayısıyla Türkiye dışındaki Atatürk portesinin gerçeği en iyi temsil eden bir portre olduğunu söylesek yeridir.

 

Atatürk’ü bizden biri olarak gören bizler, hala kendisinden çok şey öğrenebileceğimize inandığımız bir lider. Çok doğruları olan; ancak ilahlaştırmaya gitmeden her kul gibi hataları da olabilecek bir hemşehrimiz olarak görüyoruz. Tam manasıyla gereken zaman ve gerken yerde bulunan bir Rumeli Türk evladıydı. Bir kez daha Allah Rahmet eylesin diyoruz.

 

“Allah bir ülkeye yardım etmek isterse, onun elinden tutmak isterse, başına Mustafa Kemal gibi bir lider getirir” (Atatürk’ün ölümü üzerine 1938’de Tahran gazetesinde yayınlanan bir şiirden).

 

sanidemiri@yahoo.com

Benzer Videolar