“YUNAN ALGISINDA TÜRK İMGESİ”NİN KÖKENLERİ / Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

4 Temmuz 2022 - 15:00

Advertisement

“YUNAN ALGISINDA TÜRK İMGESİ”NİN KÖKENLERİ / Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı

“YUNAN ALGISINDA TÜRK İMGESİ”NİN KÖKENLERİ / Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı
Son Güncelleme :

23 Haziran 2022 - 12:28

“YUNAN ALGISINDA TÜRK İMGESİ”NİN KÖKENLERİ
Prof.Dr.Mustafa Kaymakçı
Rodos,İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı
 
Yunanistan resmi politikası, Türkiye ve Türklere karşı  düşmanlığı ve karşıtlığını sürdürüyor.

Açık bilgilere göre Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türklerin Yunan ordularını denize döktüğü 9 Eylül 1922 tarihinin 100.yılında, Yunanistan tarihi saptırarak  bu yılı Yunan Soykırımı olarak niteleyen etkinliklere başlamış bulunuyor.

Bu bağlamda, “Yunan Halkında Türklere karşı olumsuz ve sorunlu Türk İmgesi’nin kökeni Ne?”konusunu  sorgulamak ve konunun kültürel boyutuna da inmek  gerekiyor.
Yunan Halkında Türklere karşı olumsuz ve sorunlu Türk İmgesi’nin kökeni Ne?

Olumsuz ve sorunlu Türk İmgesi’nin yaratan ve besleyen  algının kökeni ,  Batı Dünyasından kaynaklanıyor. Batı Dünyası’nda Türklerle ilgili algıların başlangıcı ise ,ağırlıklı olarak  bir “Türk İmparatorluğu” olan “Osmanlı İmparatorluğu” döneminden kalan algılara dayanıyor.Bu algılar,  Türkiye Cumhuriyeti Dönemi’nde de yaşanan ilişkilerden doğan algılarla da beslenmiş.
Bu konunun Batı Aydınlanmasının bir yüzü olan Fransız Burjuva Devriminin yarattığı erken kapitalizm sürecinden soyutlanamadığı ortada. Erken kapitalizm, Oryantalizmi ortaya çıkarmış. Oryantalizm, Edward Said’in dile getirdiği gibi son tahlilde, “Doğu üzerinde egemenlik kurmak, onu kendisinin çıkarı doğrultusunda yeniden yapılandırmak ve otorite sahibi olmak, daha ilerisi Doğu’nun insanları ve topraklarının Batı tarafından ele geçirilmesi amacıyla” geliştirilen Batılı bir söylem”.

Bu yaklaşım kapsamında, 18. yüzyıldan itibaren Hristiyan Avrupa’ya göre Doğu’da en yakın ve en güçlü direniş gösteren Osmanlı İmparatorluğu’nun sömürgeleştirme sürecine sokulması, daha sonra da imparatorluğunun parçalanması ile yeraltı ve yerüstü kaynaklarına el konulması gündeme gelecektir.

Yunanlar özelinde ise Türk imgesinin, Yunan İsyanı ya da onların değerlendirmesiyle Yunan Bağımsızlık Savaşı ile başlayan süreçte   ivme kazandığı söylenebilir.
Bu tarihden başlayarak yakın tarihimize değin geçen süreçte, Türkler ve Yunanlar arasında birçok travmanın yaşandığı bilinmektedir.

Bunları; “Yunan İsyanı’nda yaşanan travmalar, Müslüman Türklerin göçe zorlanması, Yunanların Batı Anadolu’ya asker çıkarmasının Türklerde yarattığı acılar ve arkasından bozguna uğratılarak denize dökülmeleri, mübadeleden kaynaklanan sorunlar, sözde Pontus ve Ermeni soykırımı iddialarını desteklemesi, Türkiye’de yaşanan 6-7 Eylül Olayları, Yunanistan’ın açık bir şekilde Türkiye’deki ayrılıkçı terör hareketini desteklemesi, Yunanistan tarafından Batı Trakya ile Rodos ve İstanköy’de yaşamakta olan Türklere karşı uygulanan kimliksizleştirme, daha doğrusu kültürel soykırım politikaları, Ege Denizi’ni bir Yunan Denizi durumuna getirmek için uygulanan politikalar, Kıbrıs Türklerine karşı soykırımın Yunanistan  tarafından özellikle Albaylar Cundası Dönemi’nde açıkça desteklenmesi, Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’in paylaşılmasında tek yönlü davranışları” şeklinde özetlemek mümkün.

Ancak sorunun temelinde  ise Yunan kimliğinin nasıl oluşturulduğu ya da olacağı konusu var.  Kimliğin oluşturulması için bir “Öteki”ne gereksinim duyulmuş ve söz konusu “Öteki” olarak bütün olumsuzlukların  yüklendiği soyun “Türk”  olduğu kabul edilmiş. Türk; hem “barbar”, hem de “korkulan bir kimlik” olarak algılanmış.

Türkiye ile Yunanistan arasında günümüzde de yaşanan sorunların sonsuza değin devam etmesinin rasyonel ve karşılıklı  çıkarlar temelinde değiştirilmesi gerekmektedir.

Ancak bunun için Yunan Algısında Türk İmgesinin kökenlerini anlama gereğini de vardır. Çünkü sağlıklı bir tanı koymak için sorunun kökenine inmek zorunludur. Kökenlerini bilmeksizin kalıcı çözüm olası değildir. Kökenler bilindiği taktirde, bunların zaman içinde giderilmesi doğrultusunda adımlar atılabilir.

Türk ve Batı dünyasında Türk İmgesini irdeleyen kaynaklar yanı sıra  Yunan algısında da Türk imgesini irdeleyen çok sayıda kitap, bilimsel çalışma ve yayın vardır.
Bu yayınların yanında, analitik (çözümlemeli) düşünme doğrultusunda çalışmaların da devreye girmesinin kaçınılmaz bir zorunluluk olduğu söylenebilir.

Bilindiği üzere analitik düşünce; bir sorunu ya da bir konuyu tümden gelim yöntemi ile alt parça ya da konulara ayırma ve her bilgiyi ayrıca değerlendirebilme yeteneğidir. Konuların küçük parçalara ayrılıp bilginin sorgulanmasındaki amaç, parçalardan yola çıkıp bütünü çözümlemek/geliştirmektir. Analiz yapamayan insanlar gibi, toplumlar da senteze varamazlar.
Bir başka deyişle,analitik düşünce, sorgulama ve   yorumlamanın ötesinde var olan kasıtlı ve gerçek  dışı bilgilerin de değiştirilmesini  olası kılar. Çünkü, sadece sorgulama ve yorumlama ile yetinmek  dayatılan kasıtlı ve gerçek  dışı bilgilerin kabullenmesi anlamına gelebilir.

Bu yaklaşım içinde kaleme alınan “Yunan Algısında Türk İmgesi (Kökenleri ve Dostluk İçin Kültürel Çıkış Yolları)” kitabında iki ülke arasındaki sorunların kökeni, konularında uzman akademisyenler tarafından irdelenmiştir. Böylelikle, öncelikle Yunan Algısındaki Türk İmgesinin oluşturan konuların tanısı konulmaya çalışılmıştır.Ancak,tanı ile yetinilmemiş, dostluk için kültürel çıkış yolları üzerine kimi önermelere de   yer verilmiştir.

Kitabımız birbiriyle bağlantılı  dört  bölümden oluşacaktır.Birinci bölümde “Batı Felsefesinde Türk İmgesi” irdelenmiştir.İkinci bölümde; “Yunan Algısında Türk İmgesinin Kökenleri” çözümlenmesi yapılmıştır.Bu kapsamda sırasıyla; Oryantalizm ,Filhellenizm ve Türkokratia, Uygarlık Beşiğinin Antik Yunan’a Bağlanması Tezinin Geçersizliği ve Travması, Yunan ve Diğer Balkan Halklarında Osmanlı İmparatorluğu Egemenliği  ve Devşirme Sistemi Travması, Osmanlı Egemenliğine Karşı Gerçekleştirilen Bağımsızlık Savaşı, Türk Egemenliğinden Sancılı Bir Kopuş: Yunanistan’ın Bağımsızlığını Kazanma Süreci, Yunan İsyanı/Bağımsızlık Sürecinde Anadolu’da Rumlar, Yunan Ortodoks Kilisesi ve  Türk Karşıtlığı, Megali-İdea Hayali, Anadolu Bozgunu ya da Küçük Asya Felaketi, Pontus Soykırım İddiası” Üzerine Yunan Tezleri  ve Gerçek, Kıbrıs Barış Harekatı’nın Politik-Sosyo Edebi Yansımaları, Yunan Tarih Ders Kitaplarında Türk Kimliği Algısı, Yunan Haber Portallarında Türkiye Algısı, Yunanistan’da Osmanlı Kamusal Yapılarının Kimliğini Gizleme Travması ve Politikası ”konularına yer verilmiştir. Üçüncü bölümde”Rodos ve İstanköy Türklerinin Güncel Sorunları” ve dördüncü bölümde “Türk-Yunan İlişkilerinde Dostluk İçin Kültürel Çıkış Yolları”üzerine önermelere yer verilmiştir.

Kitabın bölümlerini kaleme alan “Alaaddin F. Paksoy, Cihan Özgün, Çağla  D.Tağmat, Emin Onuş, Ferhat Berber, Ioanna M. Kostopoulou, Mehmet Şeker, Mustafa Kaymakçı, Mustafa Kıran, Münir Yıldırım, Neval Konuk Halaçoğlu, Nilüfer Erdem, Nuri Köstüklü, Olcay Papuccuoğlu Yapucu, Onur Bilge Kula ve Özge Çaylak”a en içten teşekkürlerimizi sunuyorum.
Genel bir yaklaşımla Batı algısındaki olduğu üzere Yunan algısında da  olumsuz ve sorunlu Türk imgesinin kalıcılaştırılarak kuşaktan kuşağa aktarılmasını ve siyasi,sosyal ve din temelli kalıp yargılarının süreğen bir duruma gelmesini  hiç kuşkusuz doğru bir yaklaşım olarak  görmüyoruz.Bunun yerine barışçıl bir söylem  ve ilişkilerin ortaya çıkarılmasını gerekmektedir.
Diğer yandan ,Türkiye ve Yunanistan arasındaki  ilişkileri,yalnızca algılama ve imgelere  bağlamak ta gerçekçi bir yaklaşım  değildir. Çünkü iki devlet arasında gerçek sorunlar vardır.
Özetlersek , yukarıda da değindiğimiz üzere Yunanların  adlandırmasıyla Küçük Asya Felaketi ya da Anadolu Bozgunu ve Kıbrıs Barış Harekâtı  gibi yenilgilerinin yarattığı aşağılık kompleksi, kilise ve “Megali İdea”nın hayal dünyasının öğretileri ile  harmanlanarak bir Türk İmgesi oluşmuş. Bu durum  Ege Denizinde barış içinde bir arada yaşamayı reddeden ve jeopolitik alanda Ege ve Akdeniz’de Türkiye’nin haklarını gasp etmeyi kendine hak gören  ve de Batının-son yıllarda Fransa ve günümüzde Amerika Birleşik Devletleri gibi- koç baş gibi kullanılmasına biat eden bir Yunanistan Devleti ortaya çıkmış bulunmakta.

Bu sorunlar bugünkü çıkarlarımızı etkilemekte kalmayacacak,gelecek kuşakları da ilgilendirecek bir durumdadır.

Bununla birlikte yinelenirse Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin sağlam temeller üzerinde inşa edilmesi,var olan sorunların tartışılması, karşıtlıkların, çözümsüzlüklerin ve Türk imgesine karşı oluşmuş önyargı ve kalıp yargıların üstüne gidilerek çözüm üretilmesi bir zorunluluktur.

Bu kitabı kaleme alırken kitabımızın diğer editörleri olan Doç.Dr.Cihan Özgün ve Doç.Dr.Nilüfer Erdem ve yazarlarımızla temel amacımızın Türk-Yunan İlişkilerinde dostluğun kalıcılığına katkıda bulunmak ve dostluğun sürekli ve kalıcı olma durumunun, ağırlıklı olarak Yunan halkına ve devletinin yaklaşımlarına  bağlı olduğunu  belirtmek isteriz .Ayakları sağlam yere basmayan dostluk söylemleri kimseyi yanıltmamalı. Bir temel gerçeğin Yunanistan tarafından kabul edilmesiyle barış kalıcı olabilir.

Yunanistan’da Türklere bakış açısından iki grup entelektüel olduğu gözlemlenmekte. Bu entelektüel gruplardan birinin Türklere olumlu ,diğerinin olumsuz baktığı, ancak ikinci grubun daha kalabalık ve güçlü olduğu söylenebilir. Bu durum Yunanistan’daki Osmanlı mimari eserlerinin korunmasında da geçerlidir.

Son olarak “Balkan Günlüğü” aracılığıyla Türklere olumlu bakan entelektüel gruba bir iletimiz de var.Kaleme aldığımız bu kitabın İngilizce versiyonunu   edinmek isterlerse memnuniyet ile göndermek isteriz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.