Yunanistan’daki Türklerin sorunları İzmir’de tartışıldı

11 Haziran 2010 tarihinde Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) İzmir Şubesi ile Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği tarafından ortaklaşa “Yunanistan Türklerinin Sorunları ve Çözüm Yolları” konulu bir panel düzenlendi.



İzmir’de, Ahmet Priştina Kent Müzesi (Eski İtfaiye binası) konferans salonunda gerçekleştirilen panel, saat 14.00’te saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile açıldı. Sinevizyon gösteriminin ardından BTTDD İzmir Şube Başkanı Avukat Aydın Özcan, açış konuşmasını gerçekleştirdi. Devamında İzmir Barosu Başkanı Özdemir Sökmen, 2009 yılında Baro üyeleri ile birlikte Batı Trakya’yı ziyaret ettiklerini, bu ziyarette Türkiye’deymiş gibi hissettiklerini dile getirdi. Sökmen, Batı Trakya Türk Azınlığı’nın vatanları olan Yunanistan’da tek isteklerinin insanca bir yaşam sürdürmek olduğunu ifade etti.



 

 

Protokol konuşmalarının ardından Başkan Av. Aydın Özcan, 11 Nisan 2010 tarihinde düzenlenen “Batı Trakya Türklerinin Sorunları ve Çözüm Yolları” konulu panelde tartışılan sorunlar ile ileri sürülen öneriler hakkında kısa bir konuşma gerçekleştirdi. Bu bölümde Av. Aydın Özcan, ABTTF Başkanı Halit Habipoğlu’nun panelde dile getirdiği üzere yazılı ve sözlü bildiriler ile sorunların uluslararası zemine taşınması gerektiğini belirtti. ABTTF’nin uluslararası zeminde önemli faaliyetler gerçekleştirdiğini söyleyen Özcan, ABTTF’nin Rodos ve İstanköy Türklerinin de sorunlarını gündeme getirdiğini ifade etti.



Sorunların çözümüne yönelik mücadelede sivil toplumun önemi vurgulandı



Panelistlerin konuşmalarına geçilmesi ile birlikte ilk olarak Cumhuriyet gazetesi yazarı Bahadır Selim Dilek, Yunanistan’da ya da Osmanlı İmparatorluğu’na ait topraklarda bugün yaşayan Türklerin sorunlarının dile getirilmesi konusunda sivil toplumun rolü ile ilgili çarpıcı bir konuşma gerçekleştirdi. Dilek, farkındalık ve bilgi edinme aşamalarının ardından bugün Türkiye’ye Osmanlı coğrafyasından göç etmiş kişilerin geride bıraktıkları topraklarda yaşayan Türklerin sorunları ile ilgili olarak bir sivil toplum refleksi geliştirmeleri gerektiğini söyledi. Buna örnek olarak ise Dilek, Yunanistan Dışişleri Bakan Vekili Dimitri Druças ile Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun gerçekleştirdikleri basın toplantısında Batı Trakya Türk Azınlığı ile ilgili soruların iki ülke arasında gerçekleştirilen görüşmelere ait bir konu olmadığı gerekçesi ile kabul edilmemesini örnek gösterdi. Böylesi bir durumda Dilek, Türkiye’deki Batı Trakya Türk derneklerinin sivil toplum refleksi göstererek tüm kamuoyunun duyacağı şekilde bu yaklaşıma tepki göstermeleri gerektiğini söyledi.



Dilek’ten sonra konuşmasını gerçekleştiren Batı Trakya Eğitim, Kültür ve Sağlık Vakfı (BATEV) Ankara Temsilcisi Mustafa Soyutürk, Yunanistan’da Türk düşmanlığının sebeplerini psiko-dinamik bir çerçevede dile getirdi. Devamında Soyutürk, eğitim konusunda yaşanan problemleri detaylı şekilde dile getirmekle birlikte devlet okullarında eğitim gören azınlık üyesi çocukların karşılaştıkları ayrımcılık ve sindirme tutumu ile ilgili örnekler verdi. Yabancı Uyruklular Sınavı (YÖS) için Ankara’ya gelen lise öğrencileri ile gerçekleştirdiği anket sonucunda Soyutürk, çocukların devlet okullarında karşılaştıkları psikolojik problemleri dile getirdi. Asimilasyon neticesinde güçsüz, özgüvensiz, ait olma duygusu olmayan korku ve kaygı dolu gençlerin yetiştiğini söyleyen Soyutürk, bir dizi öneride bulundu. Eğitim alanında hizmet içi eğitim ile eğitimde psikolojik hizmetlere ağırlık verilmesi gerektiğini söyleyen Soyutürk, Batı Trakya Türk Azınlığı Eğitim Şurası’nın ivedilikle oluşturulması önerisinde bulundu.



Ege Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Devletler Hukuku Anabilim Dalı Başkanı Yrd. Doç. Dr. Turgay Cin, terminolojinin hukuki sonuçlar yarattığına dikkat çekerek kelimelerin doğru şekilde kullanılmasına özen gösterilmesi önerisi ile konuşmasına başladı. Yunan Yargıtayı’nın 1980 tarihli ve 1723 sayılı “Müftülerin Yargılama Yetkisi” ile ilgili kararında; 1881 İstanbul, 1913 Atina, 1920 Sevr ve 1923 Lozan Barış Antlaşmalarına atıfta bulunduğunu ifade eden Cin, böylelikle Yunanistan’ın iddiasının aksine 1923’ten önceki antlaşmaların feshedilmediğinin delili olduğunu belirtti. Sorunun hukuki bir sorun olduğuna dikkat çeken Cin, hukuki anlamda çözüm bekleyen en önemli sorunun başmüftülük ve müftülükler olduğunu söyledi.



Rodos, İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Zootekni Bölümü Hayvan Yetiştirme Anabilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Mustafa Kaymakçı, Yunanistan’da yaşayan Türkleri Türkiye’de temsil eden kuruluşlardan BTTDD İzmir Şubesi ile derneklerinin dayanışma içerisinde olmasından memnuniyet duyduklarını, bu dayanışmanın gelecekte de devam edeceğini söyledi. Yunanistan’da yaşayan Türk azınlığın kültürel kimliğinin korunması konulu bir konuşma gerçekleştirdi. Emperyal bir düzenin egemen olduğu küresel dünyada Yunanistan’da yaşayan Türklerin haklarının uluslar arası zeminde temsil edilmesi için ne yapılması gerektiği ile ilgili olarak Kaymakçı, yeni bir toparlanma sürecine ihtiyaç duyulduğunu dile getirdi.



Rodos, İstanköy ve Onikiadalar’ın hukuki statüsü ile ilgili bilgilendirmede bulunan Kaymakçı, özel olarak vakıflar alanında yaşanan durumun “soykırım” olduğunu dile getirdi. Rodos’ta Süleymaniye Medresesi ile Süleymaniye Camii’nin durumu ile ilgili bilgi veren Kaymakçı, Rodos’ta Türklerin Hristiyanlaştırılması sorunu olduğuna ayrıca dikkat çekti. Sorunların çözümüne yönelik olarak Kaymakçı, güçlü bir tavır sergilemekle birlikte uluslar arası zeminde bir etki yaratma çabası içerisinde olmaları gerektiğini söyledi. Buna ek olarak Kaymakçı, Türkiye Cumhuriyeti devletinin duyarlı ve hassas bir yaklaşım içerisinde dış Türklerin sorunlarına eğilmesi gerektiğini ifade etti. Türk-Yunan düşmanlığı yerine dostluğun inşa edilmesi amacı ile Ege’de it dalaşına son verecek bir Saldırmazlık Paktı imzalanması önerisinde bulundu.



Soru cevap bölümünde İzmir Giritliler Derneği Onursal Başkanı Dr. Abidin Bayraktaroğlu bir konuşma gerçekleştirdi. “Balkan Harbi’ne gönüllü olarak giden bir babanın 88 yaşındaki çocuğuyum” diyen Bayraktaroğlu, İzmir Giritlileri ve Girit’teki Küçük Asya Dernekleri arasında barış ve kültür alanında yapmış olduğu çalışmaları dile getirdi.

 

 

 

 

 

Benzer Videolar