"Yunanistan'ın nasıl masadan kaçtığını görüyoruz"



“Yunanistan’ın nasıl masadan kaçtığını görüyoruz”

“Yunanistan’ın nasıl masadan kaçtığını görüyoruz”


Son Güncelleme :

16 Kasım 2021 - 11:55



Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, “Yunan siyasetinin ve diplomasisinin pratikte Türk düşmanlığı tarafından ele geçirildiğini görüyoruz. Yunanistan her zaman şöyle der: “Ben Avrupa medeniyetini kuran milletim.” Avrupa medeniyetini inşa eden bir ülke, 200 yıl önce böylesine acımasız, acımasız, barbar bir katliama nasıl sebep olmuş olabilir?” dedi.

Türk Tarihi Kurumu (TTK) tarafından Ege Üniversitesi(EÜ) ev sahipliğinde düzenlenen “Mora Katliamı ve Anadolu’daki Yunan Mezalimi Sempozyumu” başladı.

Yunanistan'ın Mora ka

EÜ Atatürk Kültür Merkezi‘nde düzenlenen sempozyumun açılışında konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, katliam ve mezalim olaylarına tanıklık eden her belgenin ibret verici olduğunu ve dünyaya büyük bir mesaj ilettiğini söyledi.

Yunanistan’ın nefret dolu tarih anlayışını her platforma aktarmak istediğini vurgulayan Bakan, “Yunan siyasetinin ve diplomasisinin pratikte Türk düşmanlığı tarafından ele geçirildiğini görüyoruz. Yunanistan her zaman şöyle der: “Ben Avrupa medeniyetini kuran milletim.” Avrupa medeniyetini inşa eden bir ülke, 200 yıl önce böylesine acımasız, gaddar ve barbarca bir katliama nasıl sebep olmuş olabilir?” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin bugün bu soruları sormayan Batı medeniyeti ile mücadele etmek zorunda olduğunu söyleyen Kıran, ülke olarak bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceklerini aktardı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran devam etti:

“Medeniyetin bize dayattığı istiklal şairimizin dediği gibi ‘tek dişi kalmış canavarla’da her platformda ve her koşulda mücadeleye devam edeceğiz. İstediğiniz kadar nefret tohumu ekin. Bu nefret tohumlarını ekmeye ve Türk halkı için farklı bir kader belirlemeye çalışanların ne hale geldiğinin en çarpıcı örneği İzmir’dir. Türk milletini öldürmeye gelenlerin nasıl denize düştüklerine dair tarihi gerçekleri gözler önüne seriyor. Bu tarihsel gerçekliği tüm açıklığıyla ortaya koymaya ve bu mücadeleyi her anlamda siyasi, ekonomik, kültürel, her platformda sürdürmeye devam edeceğiz. Biz tarihimizden şüphe etmeyiz. En ufak bir benlik eksikliğimiz yok, en ufak bir kompleksimiz yok. Günümüz örneklerinde de bu komplekse sahip olanların konu tarih olunca masadan nasıl kaçtıklarını görüyoruz. Yunanistan buna bir örnektir.”

 “Diplomatik tavrımız devam edecek”

Batı Trakya’da Türklerin karşılaştığı uygulamalara dikkat çeken Kıran, şunları kaydetti:

“Kim olduğunu nasıl açıklayabilirim? Bir medeniyet kurduğunu sanıyordum. Demokrasinin beşiği olduğunuzu sanıyordum. Demokrasiyi ve özgürlükleri senin icat ettiğini sanıyordum. Özgürlüğün nerede? Özgürlüğünüz, elbette kendi komplekslerinizin ürünü olan politikayı dikte edebileceğiniz sınıra kadardır. Başkalarının özgürlüğüne saygı duymadan kendi özgürlüğünü hak ettiğini nasıl iddia edebilirsin? Mümkün mü, ama bugün bununla mücadele etmeye devam ediyor ve edeceğiz. Elbette diyaloga ve diplomasiye karşı tutumumuzu her zaman koruyacağız. Bunun kanıtı olarak her zaman Yunanistan’a şunu söyledik, gelin tüm sorunlarımızı ortak bir platformda ve aynı masada tartışalım. Diyalog olmadan hangi sorun çözülebilir?”

 “Acıyı unutmadık”

TTK Başkanı Prof. Doktor Birol Çetin de Yunanlıların sürekli haksız suçlamalarda bulunduğunu belirtti.

Devlet olarak Yunanistan’ın bu suçlamalarına cevap vermeyi gerekli görmediklerini belirten Çetin sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu acıları unutmadık. Biz büyük bir devletiz, onları kaydettik. Bu konuda unutmadığımızı vurgulamak için devlet arşivimizdeki hangi evin arandığını tecavüz vakalarına kadar 3 cildi özel olarak yanıma aldım. Suçlarıyla ilgili yasal belgelerimiz var. Ayaklanmalar sistematik olarak başladı. Yunanlılarla uzun yıllar yaşadık. Ayrıcalıklı bir pozisyonları vardı. Neden yapıldığını hala anlamıyoruz. Bu kinin, nefretin nasıl ortaya çıktığı açık bir sorudur. Son günlerde 200. Yılı kutlama bahanesiyle önceki ortaklarını da yanlarına alarak ülkemize karşı yine ağır ithamlarda bulundular. Türk Tarih Kurumu bir kurumun bunun gibi bir sempozyumla karşılık vermesi gerekiyordu”.

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Muhammet Hekimoğlu bu sempozyumda şunları söyledi: “Neden Müslüman bir Türk’ü Denizde, Anadolu’da, Kıbrıs’ta öldürmek istediniz, neden bu kadar öfke ve nefret hissettiniz ki yüzyıllardır Müslüman Türklerle yaşadınız? Neden Mora’da 50 binden fazla Türkü öldürdünüz?”  sorularını sormak için örgütlendiklerini söyledi.

“Çocuklarımıza tek tek yazıp anlatmadığımız her acı, başkaları tarafından kurşun olarak bize geri verildi” diyen Hekimoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Aynı denizden yiyen, benzer yiyecek ve içecekleri yiyip içen ve benzer şarkıları dinleyen bu topluluklar bize nasıl bu kadar düşman oldular? Eğer hala etnik kimliğinize, dilinize ve dininize göre yaşıyorsanız, o zaman Müslüman bir Türk’ün hoşgörüsünün, insanlık anlayışının, insana saygısından dolayıdır. Bu hoşgörünün karşıtlığı bu mu? Bugün bunun hakkında konuşmak için buradayız. Bugün gerçekte ne oldu, bize bu kadar düşman oldular, bunun hakkında konuşmaya geldik.”

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal da, Osmanlı İmparatorluğu topraklarında milliyetçi ayaklanmaların artmasıyla birlikte birçok halkın Osmanlı İmparatorluğu’na karşı ayaklanmaya başladığını hatırlattı.

Bu ayaklanmaların temellerinin Türkiye Cumhuriyeti Devleti arşivlerinde yer almakta olduğunu söyleyen Ünal, bazıları sempozyuma sunulan 43 belgenin sergide görülebileceğini belirtti.

İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, “Çocuklara kin ve kin öğreten bir millet değiliz. Bugün de barışı tesis etmek üzere milletlere adaleti, refahı tesis etmek üzere medeniyetin mensuplarıyız” değerlendirmesini yaptı.

Tanıtım konuşmalarından sonra, bilim insanları ve tarihçilerin katıldığı bir oturuma geçildi.

Yarın devam edecek sempozyumda “Mora Katliamı ve Anadolu’daki Yunan Mezalimi Belge ve Fotoğraf Sergisi” de ziyaretçilerine açıldı.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.