Arnavutluk’un Dışa Açılma ve Demokratikleşme Süreci

20 Ağustos 2022 - 02:43

Arnavutluk’un Dışa Açılma ve Demokratikleşme Süreci

Arnavutluk’un Dışa Açılma ve Demokratikleşme Süreci
Son Güncelleme :

15 Şubat 2010 - 22:00

Arnavutluk sosyalist bloğun hem ekonomik hem de politik anlamında en kapalı toplumuydu. Bu yüzden dış dünya ile ilişki kurması süreci diğer sosyalist devletlerinkine oranla daha kritik bir gelişme yaratmıştır. 1990 sonrası Arnavut toplumunda yasadışılığın çok yüksek olması, ülkenin demokratikleşmesi ve Euro-Atlantik entegrasyonlara dahil olması büyük engel teşkil ettiği değerlendiriliyordu.

Avrupa Birliği’nin tecrübe itibarıyla Arnavutluk’un dışa açılma sürecinde fazla bir rol oynamadı. Oynamamasının Arnavut akademisyenlere göre haklılık payı olduğu belirtiyorlar. Çünkü yarım asra yakın dış dünya ile ilişkisini kesen Arnavut yönetimi, Brüksel etrafındaki ülkelerin bizi tanımadıklarını ve bunun için bizim dünyaya kendimizi tanıtma ihtiyacını doğurtmuştur. Buna 90 sonrası Tiran yönetiminin dış Arnavutlar (Kosova ve Makedonya) ile ilgili politikaları da eklenenince 2000’lı yılları beklemek gerekti.

Ama Arnavutluk ile tarihsel ilgisi olan devletler –ki bunlardan bazıları AB üyesi devletlerdir – İtalya ve Yunanistan gibi- Arnavutluk’un Batı’ya entegrasyonunda ya önemli rol oynadılar ya da kendi çıkarları doğrultusunda engel olmaya başladılar.

Arnavutluk 31 Mart 1991 yılında ilk defa çok partili sistemiyle seçimlere girmiştir. Ama yine 45 sene Arnavutluk’u yöneten “Parti e Punës së Shqipërisë-PPSH” (Arnavutluk Emek Partisi-AEP) tek başına iktidar olarak seçimleri kazanmıştır. Bu seçimlerden sonra ülkedeki tansiyonlu durumu rahatlatmıyor ve sosyo-ekonomik kaos her geçen gün artıyordu.

1990-1991 aralarında deniz yoluyla İtalya’ya ve kara yoluyla komşu Yunanistan’a göçler önüne geçinemeyecek kadar büyüdü. Muhalefette olan Sali Berişa her geçen gün güçleniyordu ve erken seçim istiyordu. ABD ve merkezi Avrupa ülkelerinden destek alındığını belirten Berişa, “Dünya Yardım Ediyor, Biz Yöneteceğiz”, “Maaşlar Avrupa’daki Gibi”, “Her Köylü Ailede Telefon Hattı” “Avrupa Gibi Arnavutluk İstiyoruz” pankartlarıyla halktan destek toplayan ve iktidara baskı yapan Berişa, bir sene sonra (22 Mart 1992) iktidara gelince beklediği Brüksel merkezli yardımları ve yatırımları gerçekleşmemiştir.

Arnavutluk’un bu geçiş süreci çok acı idi ve en önemlisi 1997’de olmak üzere Arnavutluk’ta derin iç sorunlar baş göstermiş ve hatta uluslararası müdahale gerektirmiştir. Nisan’in ilk haftasında “ALBA” operasyonu 7.000 askerin katılımı ile başlatılmıştır. Durrës Limanı’na inen askerler AB’den geldiği için Arnavut halkı sevinmiş ve “Silahlı Turistler” diye adlandırılmışlardır. “ALBA” operasyonu BM Güvenlik Konseyi’nin 21 Mart tarihli, 1101 No’lu kararına dayandırılmıştır. “Pelikan Operasyonu” tecrübesine sahip olan İtalya, böyle bir operasyonla faydalı olacağı propagandası yapmıştır. Zaten bu durumdan en çok etkilenecek olan hem AB hem de NATO üye ülke olan İtalya ve Yunanistan’dır.

Arnavutluk’un komünizm sonrasından günümüze kadar dışa açılma ve demokratikleşme sürecini güç olmuştur. Arnavutluk’un ekonomik refahı, NATO ve AB’ye yolunda ki entegrasyonu, istikrar ve demokratikleşmeyi dış faktöre (Kosova, Yunanistan, İtalya ve Makedonya) birebir bağlı olduğu gözden kaçırılmaması gerek bir husustur.

Sokol BRAHAJ

 

 


YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.