Fırsat Kadınların

14 Ağustos 2022 - 09:55

Fırsat Kadınların

Fırsat Kadınların
Son Güncelleme :

17 Kasım 2009 - 22:00

Fakirlik, herkesin severek ve isteyerek katlandığı bir şey değildir. Fakirlik, düzgün ve düzenli bir geliri olmayan insanların, çölde kalmışçasına yaşadığı en büyük beladır. Açıkça söylemek gerekirse, acı veren bir durumdur. Fakirlik öylesine bir beladır ki bu belayı yaşan insanların da, bu derde şahit olanların da kalplerini sızlatır.
İzmir’i bilenler ve birazda İzmir’in semtlerini gezenler, bu acıların şehrimizin nerelerine dağıldığını ve nerelerinde yaşandığını bilmektedirler. Hele bu fakirlik belasının lanetine uğramış kadınların durumları, çaresizlikleri ve buruklukları bambaşka bir his yaşatır insana.
Bu, öylesine bir kederdir ki vicdan sahibi her insanı ve bu insanlardan zengin olanları dahi, kurup başına oturdukları sofralarında rahatsız eder. Çünkü bu fakirlik denilen şey, bu fakrı yaşayanların ekmekle, zenginlerin ise insanla, insanlıkla ve en büyüğü de kendi inancıyla olan imtihanıdır. Yani büyük imtihan yine zenginindir. Türkçede sevdiğim bir değim vardır ki o söz de “sen devletten zengin misin?”  diye başlar. Anayasamızda ise şöyle bir ibare bulunmaktadır, “Türkiye Cumhuriyeti demokratik, laik, sosyal bir hukuk devlettir.” Dolayısıyla, milletin vicdanının yansıdığı ayna olan, yaygın inanç ve kabule göre ise en zengin bildiğimiz en çok güvendiğimiz devletimizdir. Bu konuda devletin sosyal alanlarda birçok faaliyetlerine, aş evlerinden, kömür dağıtımlarına, kira yardımlarından, sağlık alanında 0–18 yaş gurubundaki çocuklara sosyal güvence aramaksızın yapmış olduğu sağlık hizmetlerine şahit olduk. Ben merak ettim, kadınlara karşı pozitif ayrımcılık yapılmasını şiar edindiğini söyleyen ve gerçekten de birçok uygulamasında buna bizzat şahit olduğum hükümet, kadınlarımızın duçar olduğu fakirlik belasına da,  yardımların ötesinde, onların hayallerini, onlardaki müteşebbis ruhu, çalışkanlığı, fıtri zekâlarını ve yarına güvenle bakma arzularını harekete geçirecek bir faaliyette bulundu mu? Bunu araştırdım ve bu konuda önemli bazı çalışmalar bulunduğunu gördüm. Gördüm amma bu çalışmaların hedef kitlesinin bu konudan çokta haberdar olmadığı sonucuna vardım. Bu sebeple bugünkü yazımda bu çalışmadan bahsetmeyi uygun gördüm.
Bu konuda devletin “Mikro Kredi” başlığı altında bir uyulama başlattığını öğrendim ve bunun genel şartlarına baktım. Öğrendiğim kadarıyla, iyi bir şekilde kullanıldığında evde oturan ama yokluktan yakınan kadınlarımızın, hiç kimsenin eline bakmadan, küçük bir sermaye ile ailelerine bazı katkılar sağlayabileceklerini öğrendim. Bu krediyi alabilmeleri için de, bankaların tersine mal mülk sahibi olmalarının gerekmediğini, tam aksine sosyal bir devlet projesinde olması gereken güzel bir özelliğin neticesinde, malı, mülkü, işi olmayanların fakat bu yokluğa karşılıkta, güzel bir fikri, iyi niyeti ve teşebbüs ruhu olanların ve öncellikle de kadınların bu haktan yararlandığını öğrendim. 5 kişilik olacak, aynı mahalleden kadınların bir araya gelerek oluşturacakları üretim ve kazanç birliği fikrine, devletin ilk yıl katılımcı başına 500 ile 1000 lira arasında kredi sağlayarak destek vereceği ve bu krediyi 10 veya 20 TL haftalık taksitler halinde tahsil edeceğini bir yıl da geri ödeminin tamamlanacağını ve istenirse de ödemelerin düzenine göre kredinin gelecek yıl artırılabileceği bu desteğin içeriklerindendi. Hatta bu konuda başarı gösteren guruplara da ileriye dönük girişimci kredileri için başvuru fırsatı sağlanacağı da bu destek paketinin içinde bulunuyor.
Kadınların bir özelliği de kendilerini ve kendilerini sorumlu hissettikleri kişilerin mevcut durumlarını daha iyi bir hale getirecek her bir fırsatı, sağlam bir namus ve fıtri bir çeviklikle değerlendirerek yakalamaktır. Bu konuda erkeklerden üstün ya da eksik olmamakla beraber kadınlar, öncelik almada daha bir cesaretlidirler. Zaman fırsatçıların zamanı değil ama fırsat kadınlarının, kendilerine sunulan bu değerli fırsatı yakalama, kaçırmama zamandır.

 

 

 

 

 

 

 

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.