Herkese nasip olmaz

8 Ağustos 2022 - 18:53

Herkese nasip olmaz

Herkese nasip olmaz
Son Güncelleme :

09 Mart 2010 - 22:00

Dış Türkler Başkanlığı tarafından 27 Şubat 2010 günü İstanbul’da gerçekleştirilen etkinliğe iştirak eden ve tarihi olaylara şahit olan ender şahıslardan biri olduğumu düşünüyorum. Neden tarihi olay diyeceksiniz?  Osmanlı devletinin dağılma sürecinden sonra belki de ilk kez Misak-i Milli sınırları dışında kalan Türkler, bu etkinlikte bir araya gelme fırsatı buldular. Balkan, Kafkas, Ortadoğu, Kıbrıs, Avrupa ve Amerika’da yaşayan Türklerin temsilcileri bir araya gelip kucaklaşarak tarihi özlemlerini giderdiler.

Bir arada yaşamanın belki de en önemli koşullarından birisi olan ortak lisanı kullanan toplulukların, belirli bir coğrafyada yaşamaya mahkûm olsalar da dillerinden, örf ve adetlerinden bir şey kaybetmedikleri görülmektedir. Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Kosova, Azerbaycan, Kıbrıs, Irak ve daha dünyanın pek çok coğrafyasında yaşayan Türkler tek dil konuşuyorlar : “Türkçe”. Milyonların konuştuğu Türk dilinin artık Birleşmiş Milletler resmi yayın bültenlerinde yer almasının zamanının geldiğini düşünüyorum.
              Türkiye Cumhuriyeti sınırları dışında yaşayan  Türklerin en önemli sorunlarından birisi de yabancı ülkeye entegrasyon sürecidir. Ne yazık ki bazı ülke yöneticileri, entegrasyonu bahane etmek suretiyle topraklarında yaşayan Türk azınlıkları asimile etme çabası içerisine girmişlerdir. Kafkaslarda yaşayan Türkler,  ülkelerinde kalabilmek için yüzyıllardır siyasi mücadele vermişler. Kırım Türkleri yerlerinden yurtlarından kovulmuş, Bosna’da soykırım yapılmış, Kosova kana bulanmış, Bulgaristan‘da Türklerin isimleri silah zoruyla değiştirilmiş, Yunanistan’da ise Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına karşın Türklerin kimliği tanınmamıştır.
             Osmanlı egemenliği altında yaşayan uluslar, barış ve huzur içerisinde,  anadillerini ve kimliklerini kaybetmeden bugünlere geldiler.  Türkiye’yi Avrupa Birliğine layık görmeyen, barbar olarak lanse eden ve sözde demokrasiye sahip çıkan bu ülkeler,  kendi dillerini başka ülkelere resmi dil olarak kabul ettirme arayışı içerisindeyken, tarihten silinmek üzere olan milletlerin Osmanlı devletinin hoş görü sayesinde ayakta kalabildiklerini ve kendi kimliklerini tayin edip bugünlere ulaşabildiklerini unutmuşlardır. Türkü yücelten en büyük değerlerinden birisi de, kendi dilinden başka dilleri konuşan milletlere hoş görüşü ve saygı duymasıdır.
           İstanbul’da gerçekleştirilen toplantıda, konuşmacılar her şeyden önce insana değer verilmesini, dışlanılmamasını, Osmanlı’nın aynı toprak parçası üzerinde farklı lisanı konuşan toplulukları hoşgörüyle kabul etmesinde olduğu gibi örnek alınmasını tavsiye ettiler. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn. Recep Tayip Erdoğan,  İstanbul’da Türk Dünyasının bir araya geliş sebebini şu cümlelerle özetlemiştir. “ Tarih ve talih bizi ayrı coğrafyaya dağıtmış olabilir; ama bizim gönlümüz bir, bizim yüreklerimiz ortak çarpıyor. Hasretimiz bir, özlemlerimiz, kaderlerimiz bir. Biz hepimiz kardeşiz. Biz aynı boyun insanlarıyız”.
           Hayatımın otuz beş  yılını Anadolu dışında geçiren bir Türk olarak, Dış Türklerle ilgili kurulacak Başkanlığa ne kadar ihtiyaç olunduğunu hissedenlerden birisiyim. Bu vesileyle de  İstanbul’da Türk dünyasını bir araya getiren Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.       

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.