Son dönem Ankara-Sofya ilişkilerinin analizi -3-

12 Ağustos 2022 - 03:44

Son dönem Ankara-Sofya ilişkilerinin analizi -3-

Son dönem Ankara-Sofya ilişkilerinin analizi -3-
Son Güncelleme :

07 Nisan 2010 - 22:00

Üyelerinin çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu HÖH ise, Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karara büyük tepki göstermiş ve mahkemenin Türkiye’deki oyların yeniden sayılmasıyla ilgili yeni bir karar tesis etmesi isteğini Başsavcı Volen Velçev’e gönderdiği mektupta ifade etmiştir. Olumlu bir kararın çıkmaması halinde, HÖH cephesinde meseleyi AİHM’ye taşıma hazırlıkları başlamıştır. Ancak, HÖH’ün Türk azınlığın hakları söz konusu olunca pek bir icraatına rastlanmazken; partiyi ilgilendiren bir durumda derhal harekete geçmeleri eleştiri konusu olmaktadır. Ayrıca,  son dönemlerde Türk azınlığı ne ölçüde temsil ettiği iyiden iyiye sorgulamaya açılan HÖH’ün Türk-Bulgar ilişkilerinde köprü olabilme şansı ise, hükümet dışında kalması ve GERB’in hedef tahtasında yer alması dolayısıyla her geçen gün azalmakta gibi görünüyor. Türkiye’de kullanılan oyların bir bölümünün iptal edilmesiyle konsolosluk meselesi arasında doğrudan bir bağlantı bulunmaktadır. Mayıs 2009’da merkez Osmangazi Belediyesi’nin yer tahsisi ve Bulgaristan’ın önceki hükümetinin onayıyla Bursa’da İstanbul Başkonsolosluğuna bağlı olarak hizmet veren bir konsolosluk şubesi açılmıştı. Çok sayıda Bulgaristan vatandaşının yaşadığı Bursa’da böylesi bir yatırım, olumlu meyvelerini kısa sürede vermiş ve yoğun talepler sonucu Türkiye’de bulunan diğer Bulgaristan temsilciliklerinin üzerinde bir işlem hacmi[1] gerçekleştirmişti. Ancak Şubat ayı içerisinde Bursa’daki konsolosluk faaliyetlerini “teknik sebeplerden” dolayı durdurduğunu açıkladı. Yaklaşık bir ay kadar işlem yapmayan konsolosluğun durumu Bursa’da Balkanlar’a yönelik faaliyet gösteren etkin bir sivil toplum örgütünün girişimleriyle konu öncelikle Bursa kamuoyunun gündemine getirilmiş; ardından Bursa milletvekillerinin konuyu Türk Dışişleri Bakanlığı’na aktarmalarıyla, Sofya yönetimi daha önce kapanması doğrultusunda karar alınan konsolosluk meselesinde geri adım atmıştır.  Diğer taraftan, Balkan kökenli sivil toplum örgütlerinin kendi faaliyet alanlarında neleri etkileyip değiştirebileceklerini göstermesi açısından konsolosluk meselesi güzel bir örneklem olmuştur. Konsolosluk bilmecesinin Davutoğlu’nun Sofya ziyaretinin hemen öncesinde çözülmesi, meselenin ziyaret gündeminde yer almasının önüne geçmiş ve Türk tarafı da bu çözümden memnun kalmıştır. Ayrıca bu durum Sofya yönetiminin ikili ilişkilerinde sorun oluşturabilecek hususları ortadan kaldırma isteğini de göstermektedir. Geriye konsolosluk personelinin sadece işlerini yapması kalıyor.

 

DAVUTOĞLU’NUN SOFYA ZİYARETİNE BAKIŞ

 

Geçtiğimiz hafta Türk Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Bulgar meslektaşı Nikolay Mladenov’un davetlisi olarak Sofya’ya iki günü kapsayan resmi bir ziyarette bulundu. Sofya’da çeşitli temaslarda bulunan Davutoğlu’nun ziyareti Bulgaristan kamuoyunda büyük ilgi görürken; Türk medyası ise ziyarete gereken önemi göstermedi. Belirtmek gerekir ki, Bulgaristan Türkiye’nin iç politikasını belirleyebilecek ölçekte bir ülke değildir. Dolayısıyla Türk medyasında pek gündeme gelmemektedir. Bulgaristan için Türkiye ikili ilişkilerin bozulmaması gereken “bölgesel süper güç” olan bir ülke statüsünde iken; Türk dış politikasında Bulgaristan’ın yeri, Türk azınlık dışında Ankara’nın Balkan politikasında sahip olduğu önemle ilintilidir. Türkiye Bulgaristan’ı Balkanlar bölgesel alt sistemde önemsemektedir.

Davutoğlu’nun Sofya temaslarında ikili ilişkiler masaya yatırılmış ve bu kapsamda “Türkiye ile Bulgaristan arasında çözümlenmemiş sorunların iki ülke arasında problem haline dönüşmeyeceği” bizzat Davutoğlu tarafından vurgulanmıştır. Tazminat meselesinin teknik boyutlarının ele alınmadığı ziyarette, Davutoğlu daha ziyade Ankara-Sofya ilişkilerindeki olumlu ivmeyi ön plana çıkarmış; Türkiye’nin yeni dış politikası hakkında Bulgaristan kamuoyunu bilgilendirmiştir. Ziyarette pratik anlamda öne çıkması beklenen konu başlıkları, göçlerle birlikte ortaya çıkan emlak meselesi ile Bulgaristan’dan 1989 göçü ile gelen Türklerin Bulgaristan’daki çalışma günlerinin aktarılması olmuştu. Ancak, gerek tazminat meselesi gerek sosyal güvenlik anlaşması konusunda somut bir gelişme kaydedilmemiştir. Hâlihazırda Türkiye ile Bulgaristan arasında tesis edilmiş bir sosyal güvenlik anlaşması bulunmamakta ve Sofya yönetimi bu konuda masaya oturmaya yanaşmamaktadır.

 



YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.